Doku Nakilleri

DERİ YAMALARI / DERİ GREFTLERİ

 

Deri grefti uygulamaları, sıklıkla plastik cerrahlar tarafından yapılan ve vücudun bir bölgesinden, deri eksikliği olan bir başka bölgeye deri nakli yapılarak gerçekleştirilen ameliyatlardır. Açık yaraların kapatılmasında oldukça faydalı bir yöntemdir. Eğer yarada deri yamasını tutmasına yetecek miktarda kan akımı ve doku gelişmişse, bunun üzerine bir deri grefti uygulanabilir. Deri greftleri kalınlıklarına göre genellikle ince, kalın ya da tam kalınlıklı olmak üzere sınıflanırlar. Deri alınan bölgedeki yara kendiliğinden iyileşir. Eğer tam kalınlıklı bir deri alınmışsa, buraya başka bir yerden daha ince bir deri yamasının konması veya tam kalınlıklı olarak deri alınan bölgenin dikilerek kapatılması gerekir. Deri yamalarının uygulandığı alanlar kazalar, yanıklar ve tümörlerin çıkarılması nedeniyle oluşan açık yaralar şeklindedir. Bazı yaralar sadece deri yamasıyla kapatılamazlar, bunlar için daha karmaşık cerrahi girişimler yapmak gerekebilir. Bazı durumlarda da yaranın deri yaması tutacak hale getirilmesi için bir süre pansuman değişiklikleri ve alternatif yöntemler kullanmak gerekebilir.

Bazı durumlarda yaranın kendi kendine iyileşme ihtimali olsa da, bunun çok uzun zaman alacağı ve bu bölgede oluşacak nedbenin sağlıksız ve kötü olacağı düşüncesiyle de o bölgeye deri grefti uygulanması düşünülebilir.

Greft uygulamaları genel anestezi veya lokal anestezi altında yapılabilir. Hangi anestezi şeklinin uygulanacağı hastanın genel durumu, greftin uygulanacağı bölge, yaranın genişliği ve hastanın yaşıyla ilgilidir. Deri alınan bölge hazırlandıktan sonra dermatom adı verilen bıçaklar yardımıyla deri parçaları alınır ve uygulanacağı bölgelere deri uygulanır. Bir süre pansumanın açılmaması gerekir. Bu durum hastadan hastaya farklılıklar gösterir. Bazı yaralar uzun süre açılmadan kalabilirken, bazılarının erken dönemde, 3. günden itibaren, açılması gerekir.

Hastanın geçmişindeki önemli rahatsızlıklar ve sürekli kullandığı ilaçlar varsa mutlaka doktora bildirilmelidir.

Alternatif yöntemler

Deri greftlerinin kullanıldığı alanların bazılarında deri flepleri veya doku genişletme yöntemleri de kullanılabilmektedir. Bu yöntemlerin alanları deri greftleri ile tam çakışmasa bile bazı durumlarda birbirlerine alternatif olabilirler. Alternatif yöntemler için doktorunuzdan ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.

Deri yaması uygulamalarındaki erken ve geç dönemde karşılaşılabilecek sorunlar şunlardır;

  • Kanama: Bu muhtemel bir durumdur. Ameliyat sırasında veya sonrasında kanamayı engellemek amacıyla aspirin ve benzeri ağrı kesici ilaçlar gibi kan sulandırıcı maddelerin, ameliyat öncesinde 10 gün süreyle kullanılmaması gerekir. Ameliyat sonrasında oluşabilecek kanama, genellikle sınırlı miktarlardadır. Eğer fazla miktarda bir kanama olursa ilave olarak cerrahi bir müdahale yapmak gerekebilir.

  • Enfeksiyon: Eğer açık yara yeterince temizlenmemiş ise bu bölgeye uygulanacak bir deri yaması oluşabilecek bir enfeksiyonla kaybedilebilir. Bu nedenle çok yakın takip, bakım, hatta antibiyotik kullanımı gerekebilir.

  • Kaşıntı: Deri yaması alınan bölgede de, uygulandığı bölgede de kaşıntı beklenen bir durumdur. Bu kaşıntı uzun süreli de olabileceği gibi bir komplikasyon olarak değerlendirilmemektedir.

  • İyileşmede güçlük: Özellikle yanıklarda, cerrahi olarak tümörlerin çıkarılmasında ve kronik yaralarda greft uygulansa bile yara iyileşmesi beklenen düzeyde olmayabilir. Deri yamalarının tutmaması çoğu zaman uygulandığı yerdeki dolaşım problemlerine bağlıdır. Kronik bir yara olması, kişinin radyoterapi görmüş olması ve uygulama yapılacak bölgenin kan dolaşımı açısından kötü bir karaktere sahip olması deri yamasının tutmamasına yol açabilir.

  • Deri yamaları uygulandıkları bölgelerde erken dönemlerde çok kolay yara alabilirler ve açılabilirler. Bu nedenle dikkatli bir şekilde korunmaları ve güçlenmeleri için iyi bakım görmeleri gerekir. Ayrıca deri yamaları kol ve bacak gibi alanlara uygulandığında, bu bölgelerin hareketsiz halde tutulmalarında yarar vardır. Aksi takdirde greft hareket nedeniyle tabandan ayrılarak tutmayabilir.

  • Nedbe: Deri yamalarının hem alındığı bölgede, hem uygulandığı bölgede görüntü hiçbir zaman ideal değildir. Lekelenmeler ve yer yer kalınlıklar oluşabilir. Bazen eklem bölgelerinde eklem hareketlerinin kısıtlanmalarına yol açabilirler. Bunların kontrolü için baskılı pansumanların uygulanması ve bazı kremlerin kullanılması gerekebilir.

  • Duyu: Deri uygulanan bölgede duyu başlangıçta yoktur, zaman içinde hafif bir şekilde gelişebilir. Koruyucu duyu oluşabilir. Ancak hiçbir zaman normal duyu oluşması mümkün olmaz. Duyu problemi olması nedeniyle de bu bölgelere alınacak travmalar algılanamayabilir. Bu konuda dikkatli olmak gerekmektedir. 

  • Deri hatlarında düzensizlikler: Deri grefti uygulanan bölgede yer yer derinlikler ve yükseklikler oluşabilir. Bunlar zaman içerisinde daha iyi hale gelebilir. 

  • Renk değişikliği: Deri alındığı bölgede deri rengi ve görüntü olarak uygulandığı bölgenin dolaşımıyla ilgili olarak renk değiştirebilir. Bu renk değişikliği zaman içinde de artabileceği gibi bazen de azalır.

 

SERBEST DOKU NAKİLLERİ

 

Mikrocerrahi ile serbest doku aktarımı, kaza, kanser cerrahisi, radyoterapi yanıkları, yanık izlerine bağlı aşırı çekintiler ve doğumsal anomalilerin tedavisi sırasında oluşan ve hayati önemi olan yapıları açıkta bırakan geniş doku kayıplarında uygulanan çok özel bir cerrahi girişimdir. Örnek olarak:

  • Doğrudan dikilerek kapatmanın mümkün olmadığı yaralar ve doku kayıplarında,

  • Kendi kendine iyileşmesi mümkün olmayan yaralarda,

  • Doku kaybının çevresindeki yumuşak dokuların doku kaybı olan bölgeye kaydırılmasının  mümkün olmadığı durumlarda,

  • Deri, yumuşak doku, kas veya kemik gibi birden fazla dokunun kayıp olduğu durumlarda,

  • Meme kanseri sonrası yeniden meme oluşturulmasında,

  • Baş boyun kanserleri, çene kemiğinin tümörleri sonrası bu bölgenini bütünlüğünün yeniden sağlanmasında serbest doku aktarımları uygulanmaktadır.

Var olan ya da tedavi sırasında oluşacak olan doku kaybını onarmak için tercih edilecek ilk yöntem mikrocerrahi ile serbest doku taşınması olmayabilir. Fakat diğer yöntemlerin mümkün olmadığı durumlarda kurtarıcı bir seçenektir.

Mikrocerrahi ile serbest doku taşınması genellikle tek oturumda gerçekleştirilir. Ameliyat öncesi dönemde mevcut olan yada tedavi sırasında oluşacak olan doku kaybını onarabilmek için diğer tedavi yöntemleri üzerinde değerlendirme yapılır ve cerrahınız tarafından başka seçenek olmadığına karar verildiğinde mikrovasküler serbest doku aktarımı planlanır.

Mikrocerrahi ameliyatları cerrahi deneyim ve teknik araç-gereç gereksinimi olan ameliyatlardır. Vücudun başka bir alanından atardamarları ve toplardamarları ile birlikte alınan dokular doku kaybı olan bölgeye taşınır ve burada uygun olan damarlara mikroskop altında dikilirler. Böylece kayıp olan bölgeye taşınan yeni doku bu damarlardan beslenmeye devam eder. Mikrovasküler doku aktarımı, diğer eski yöntemlere oranlara çok daha iyi kanlanan dokuların taşınmasına olanak sağlamaktadır. Bu durum kanlanmanın bozuk olduğu durumlarda önemli bir avantaj olarak karşımıza çıkmaktadır.

Mikrocerrahi ile taşınacak dokunun vücudun neresinden alınacağı, kişiden kişiye ve ne tür doku gereksinimi olduğuna göre değişmektedir. Çene kemiği için sıklıkla bacak veya leğen kemiği kullanılırken, yalnızca deri eksikliği olduğunda vücudun birçok alanından doku alınabilmektedir. Sizin ameliyatınızda da taşınacak dokunun nereden alınacağına genellikle ameliyat öncesi dönemde cerrahınız tarafından karar verilecektir. Fakat ameliyat sırasında taşınacak dokunun damarsal yapılarının uygun olmadığına karar verilebilir ve yeni bir verici doku için değerlendirme yapılabilir. Taşınması planlanan dokunun herhangi bir nedenle taşınmaya uygun olup olmadığı çoğu zaman ameliyat öncesi yapılan değerlendirilmelerde tahmin edilse de böyle bir risk her zaman bulunmaktadır. Bu nedenle ameliyat öncesi dönemde cerrahınızla diğer verici doku alanlarını tartışınız.

Aynı şekilde doku kaybı olan bölgede taşınan dokunun damarlarının dikileceği damarlar uygun olmayabilir. Özellikle radyoterapi gören hastalarda görülen bu durum ameliyat öncesi tahmin edilebilmekle birlikte, bazen yalnızca ameliyat sırasında fark edilir. Doku eksikliği olan bölgede taşınacak olan dokunun yeniden kanlanmasını sağlayacak olan bu damarlar uygun olmadığında yeni damar aranması ya da diğer tedavi seçenekleri gözden geçirilecektir. Bu olasılığı da göz önünde bulundurarak cerrahınız ile diğer tedavi seçeneklerini tartışınız.

Dokuların alındıkları yerler genellikle doğrudan kapatılabilmekle birlikte gerekli bu alanlara deri yaması koymak gerekebilir.

Bu ameliyat genel anestezi altında yapılmaktadır. Genel anestezi hastanın tam olarak uyutulması ve solunumunun nefes borusuna yerleştirilen bir tüple anestezi ekibince denetlenmesi anlamına gelmektedir. Herhangi bir sorun yaşanmaması için öncelikle bazı laboratuar testleri yapılmaktadır. Anestezi uzmanı ameliyat öncesi hastayı değerlendirmeye alır. Ameliyathanede hastanın kalp atımları ve kan oksijen seviyesi ameliyat süresince, devamlı olarak elektronik cihazlar yardımıyla takip edilmektedir. Alerji veya ilaç reaksiyonu nadiren de olsa görülmekte ve ölümcül olabilmektedir. Üstelik rutin testlerle duyarlı kişiler önceden saptanamazlar. Ancak bu istenmeyen durumlar hastane koşullarında oluştuklarında, başarıyla tedavi edilebilirler ve hastaya zarar verecek bir durum olma olasılığı son derece azdır.

Genel anestezi öncesi, hastanın midesi boş olacak şekilde, 6–8 saat hiçbir şey yenmemeli ve içilmemelidir. Ameliyat sonrası da en az 6 saat ağızdan hiçbir şey verilmez. Bu süreler hastanın doktoru tarafından değiştirilebilir.

Mikrocerrahi ameliyatları nispeten uzun süren ameliyatlardır. Ameliyat süresi değişken olmakla birlikte yaklaşık 6-8 saat kadardır. Ameliyat sonrası genellikle 1 saat kadar uyanma odasında izlendikten sonra, hasta odasına gönderilir. Ancak anesteziye bağlı olarak bulantı ve benzeri sorunlar olursa kalış süresi uzayabilir. Ameliyat sonrası dönemde mikroskop altında dikilen damarların içinde kan akımının devamlılığının sağlanması için özel ilaçlar uygulanmaktadır. Damardan verilecek bu ilaç tedavisi 3-5 gün sürmektedir. Bu sayede kan akışkanlığı artırılarak anastomoz bölgesinde kan pıhtılaşması engellenmektedir. Ameliyat sonrası dönemde yerine dikilen dokunun durumu çok yakından değerlendirilmekte ve bir sorun olduğunda mümkün olduğunca erken müdahale edilmektedir. Mikroskop altında damarların dikildiği ameliyatlarda ameliyat sonrası erken dönemde yeniden ameliyat olasılığı söz konusudur. Damarlarda kan akımının durması saptandığında yeniden mikroskop altında damarların durumu değerlendirilir ve uygun tedavi yapılır. Mikrocerrahi ile doku aktarımı yapılacak olan hastaların bu olasılığı göz önüne alması gerekmektedir.  

Diğer Tedavi Seçenekleri:

Mikrocerrahi ile doku aktarımı daha kolay ve daha az riskli diğer yöntemlerin yetersiz kalacağı düşünülen durumlarda uygulanmaktadır. Mikrocerrahi ile doku aktarılmasının diğer alternatifleri komşu bölglerden mikrocerrahi yapılmaksızın doku aktarımı, deri yaması yerleştirilmesi ya da kendiliğinden iyileşmedir.

Mikrocerrahi ile Doku Aktarımının Riskleri:

Her cerrahi işlemin belli miktarda riski mevcuttur ve önemli olan sizin mikrocerrahi ile doku taşınması ameliyatı ile ilgili olanları anlamanızdır. Kişinin cerrahi bir girişimi tercih etmesinde bu girişimin risk ve faydalarının karşılaştırılması esastır. Pek çok hasta aşağıdaki komplikasyonlarla karşılaşmasa bile; siz hepsini plastik cerrahınızla riskleri, potansiyel komplikasyonları ve sonuçlarını anladığınızdan emin olana kadar tartışın.

  • Kanama: Nadir de olsa cerrahi sırasında ya da sonrasında bir kanama ile karşılaşmak olasıdır. Postoperatif kanama olduğunda, biriken kanın (hematom) acil olarak boşaltılması gerekebilir. Ameliyat sırasında veya ameliyat sonrasında kan verilmesi gereksinimi olabilir.

  • Kan sulandırıcı ve pıhtılaşmayı önleyici ilaç gereksinimi: Ameliyat sonrası dönemde kan sulandırıcı ve pıhtılaşmayı önleyici ilaç kullanımı gerekecektir. Bu tür ilaçların mide gibi vücudun diğer alanlarında kanamayı artırıcı etkileri vardır. Gastrit ve mide ülseri gibi şikâyetleri olan hastaların bu durumlarını cerrahlarına mutlaka bildirmeleri gerekmektedir.

  • Sülük tedavisi gereksinimi: Mikrocerrahi ile damar dikilen ameliyatlarda toplardamarlar yeterince çalışmazlarsa dokuda kirli kan birikimi gelişecektir. Bu durumda kirli kanın sülük tedavisi ile uzaklaştırılması tüm dünyada kullanılan kurtarıcı bir tedavidir.

  • Yeniden ameliyat gereksinimi: Mikrovasküler cerrahilerden sonraki ilk 72 saat çok önemlidir. Bu dönemde olası bir probleme karşı çok sık takip yapılacaktır. Atardamarlarda ya da toplardamarlarda oluşacak bir kan pıhtısı yerine dikilen dokunun kanlanmasını bozacağından yeniden ameliyatı gerektirir. Atardamarlarda kan pıhtısı oluşma riski ilk 7 gün boyunda devam eder. Diyabet, hipertansiyon ve sigara kullanımı gibi durumlarda bu risk belirgin olarak artmaktadır. Erken dönemin dışında ameliyat sonrası geç dönemde de aktarılan dokunun şekillendirilmesi gibi işlemler için daha küçük ameliyatlar gerekebilir. 

  • Kısmi ya da tam doku kaybı:  Mikrocerrahi ile dikilen damarlarda gelişebilecek kan pıhtıları ya da atardamarların büzülmesi gibi sorunlar bazen acil cerrahi girişimlerle dahi düzeltilemez. Böyle durumlarda aktarılan dokunun bir kısmının ya da tamamının kaybedilmesi söz konusu olabilir. Bu nedenle yeni bir ameliyat gereksinimi olabileceği akılda tutulmalıdır.

  • Duyu Kusuru: Transfer edilen doku genellikle sinir dokusu içermeyebilir. Bu nedenle aktarılan dokuda duyu sorunu olacaktır. Bunun zamanla düzelmesi beklenmemektedir.

  • Enfeksiyon: Bu tip bir cerrahiden sonra enfeksiyon olağan değildir. Ancak ameliyat sonrası dönemde ya da daha geç ortaya çıkabilir. Enfeksiyon gelişirse tedavi, antibiyotikleri ya da ek cerrahi girişimi gerektirebilir.

  • Verici Alan Sorunları: Doku alınan alanda değişik bölgelere özel problemler çıkması muhtemeldir. Karından kas dokusu alındığında fıtıklaşma, sırttan kas ve/veya deri alındığında ameliyat izinde aşırı nedbe dokusu gelişmesi gibi istenmeyen durumlar gelişebilir ve bunlar ikinci bir ameliyat nedeni olabilir. Bu nadir komplikasyonlar hakkında cerrahınızdan bilgi almanız gereklidir.

  • Ciltte Bırakacağı İz: Aşırı nedbeleşme olağan değildir. Nadir vakalarda anormal izler oluşabilir. İzler çirkin ve çevre deriden farklı renkte olabilir. Anormal nedbeleşme için ameliyat sonrasında ek cerrahi girişim gerekebilir.

  • Cerrahi Anestezi: Hem lokal hem genel anestezi risk taşır. Tüm cerrahi anestezi ve sedasyon işlemlerinde en basitten ölüme kadar komplikasyonların görülme olasılığı vardır.

  • Allerjik Tepkiler: Nadir vakalarda kullanılan bantlara ya da dikiş malzemesine lokal allerjiler bildirilmiştir. Daha ciddi sistemik tepkiler cerrahi işlem sırasında kullanılan ya da sonrasında reçete edilen ilaçlarla gelişebilir. Allerjik reaksiyonlar ek tedavi gerektirebilir.

  • Tatmin Edici Olmayan Sonuçlar: Geçirdiğiniz cerrahi işlemin sonuçları ile ilgili olarak hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Tatmin edici olmayan cerrahi nedbe gelişebilir. Cerrahiyi takiben ağrı olabilir. Sonuçların düzeltilmesi için ek cerrahi girişim gerekebilir.

© 2018 / Prof. Dr. M. Sühan Ayhan

Yaşam Caddesi No: 7, Akplaza, Kat: 12, No: 39 

Söğütözü, 06510, ANKARA

Tel: +90 (312) 219 00 99

Cep: +90 (532) 334 42 77

  • White Facebook Icon
  • White Twitter Icon
  • Instagram - Beyaz Çember

Yasal Uyarı

 

Bu site kişileri bilgilendirmek amacıyla hazırlanmış olup, sağlık hizmeti vermemektedir.  Sitedeki bilgiler hiç bir şekilde hastaların tanı ve tedavisinde kullanılmamalıdır.  Site içeriğinin tanı ve tedavi amacıyla kullanımından doğacak tüm sorumluluk ziyaretçiye aittir. 

Bu siteyi ziyaret edenler bu uyarıları kabul etmiş sayılır.

 

Tıp bilgileri, kullanılan tanı ve tedavi gereçleri hızla değişmektedir.  Bir bilgi, yöntem veya gereç çok kısa sürede terk edilebilir.  Ayrıca, tıpta aynı sonucu almaya yönelik olan, farklı teknik ve bilgiler, değişik uygulamalar olabilir. Tanı ve tedavide hekimin kişisel deneyimi, yetenekleri belirleyici faktördür.  Aynı konu hakkında farklı görüşler olması mümkündür. Sitedeki bilgiler her gün güncelleştirilemediğinden her bilginin ziyarteçi tarafından doktoruna danışılarak kontrol edilmesi gereklidir.