YaÅŸam Caddesi No: 7
Akplaza, Kat: 12 No: 39
BeÅŸtepe Mah, Yenimahalle
06560 ANKARA
Tel: +90 (312) 219 00 99
Cep: +90 (532) 334 42 77


Meme Protezi Ameliyatı Olmadan Önce Bilinmesi Gerekenler
Meme büyütme veya dikleÅŸtirme gibi estetik amaçlı ya da meme kanseri nedeniyle memesi alınarak yeni meme yapılması amacıyla silikon protez ameliyatı olmayı düÅŸünüyorsanız; karar vermeden önce bilmeniz gereken bazı konular var:
​
​
-
MEME PROTEZLERİ, GENELLİKLE HAYAT BOYU TAÅžIYACAÄžINIZ MALZEMELER DEĞİLDİR. Hayatınızın bir döneminde kapsül sertleÅŸmesi, asimetri, protezin dönmesi, ters dönmesi, yırtılması, memede ÅŸekil bozuklukları, dalgalanma, memenin ÅŸiÅŸmesi, meme dokusunda veya kapsülün içinde kitle oluÅŸması, enfeksiyon gibi komplikasyonlar veya memenin gebelik, kilo alıp verme ya da yaÅŸlanma gibi doÄŸal nedenlerle deÄŸiÅŸimi gibi nedenlerle çıkarttırmak ya da deÄŸiÅŸtirmek amacıyla tekrar ameliyat olmak zorunda kalabilirsiniz.
-
Bir protez vücudunuzda ne kadar uzun süre kalmışsa, yukarıda belirtilen sebeplerle çıkartma olasılığı o kadar fazladır.
-
​Yukarıdaki sebeplerle ameliyat olmanız gerektiÄŸi durumlarda, komplikasyon bile olsa, sosyal güvenceniz ameliyat ve yeni protez masraflarını karşılamayabilir.
​
-
Vücuda yerleÅŸtirilen her protezde olduÄŸu gibi, meme protezlerinizin üretici firma, marka, model ve seri numarası gibi bilgileri içeren kimlik kartlarının saÄŸlık kayıtlarınızda bulunması gerekir. MUTLAKA PLASTİK CERRAHINIZDAN BU BELGEYİ İSTEYİN.
​
-
Piyasada içerik, ÅŸekil ve yüzey yapısı açısından birbirinden farklı meme protezleri bulunmaktadır. Ameliyat olmadan önce, plastik cerrahınıza beklentilerinizi açıklayın. Bu protezlerin arasındaki farkları, MEME PROTEZİ AMELİYATLARINDAN SONRA GÖRÜLEBİLECEK KOMPLİKASYON VE RİSKLERİ SORUN ve karar vermeden önce tüm ayrıntıları tartışın.
​
-
MEME PROTEZLERİ VÜCUDUNUZDA DURDUÄžU SÜRECE MUAYENE VE MEME ULTRASONU VE MEME MR GİBİ GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİYLE TAKİP EDİLMESİ GEREKİR. Lütfen, doktorunuzun size her ay yapacağınız kendi kendine muayene yöntemlerini öÄŸrettiÄŸinden ve sizi yıllık kontrollere çağırdığından emin olun. AYLIK VE YILLIK KONTROLLERİNİZİ İHMAL ETMEYİN. Herhangi bir sorun tespit edildiÄŸinde zaman kaybetmeden doktorunuza baÅŸvurun.
-
Son yıllarda, silikon meme protezlerinin çevresinde doÄŸal olarak oluÅŸan kapsülün içerisinde bir tür lenfoma geliÅŸme riski olduÄŸu ortaya konmuÅŸtur. MEME PROTEZİ İLE İLİŞKİLİ ANAPLASTİK BÜYÜK HÜCRELİ LENFOMA (BIA-ALCL) adı verilen bu hastalık, bir tür MEME KANSERİ DEĞİLDİR; lenf hücrelerinden kaynaklanan bir kanser türü olup, protez ameliyatından ortalama 4-8 yıl sonra ortaya çıkan, hastaların büyük çoÄŸunluÄŸunda, MEMEDE GENELLİKLE TEK TARAFTA ŞİŞLİK, AÄžRI, NADİREN DE MEMEDE KİTLE, SERTLİK, ASİMETRİ VE KIZARIKLIK gibi yakınmalarla kendini gösteren bir hastalıktır. Protezin ve çevresindeki kapsülün tamamen çıkarılmasıyla tedavi edilebilmektedir. Tanıda geç kalınmış ya da ilerlemiÅŸ hastalık durumunda kemoterapi ve/veya radyoterapi gerekebilir. Tedavi edilebilir bir hastalık olmasına raÄŸmen, ihmal edildiÄŸinde ölümle sonuçlanabilir.
​
-
Meme protezi ameliyatı olmuÅŸ bazı hastalarda, kronik yorgunluk, eklem ve kas aÄŸrıları, göz kuruluÄŸugibi müphem ÅŸikayetler görülebilmektedir. Bu ÅŸikayetlerin, meme protezine baÄŸlı geliÅŸtiÄŸine dair kesin kanıtlar olmasa da bazen protezlerin çıkarılmasıyla ÅŸikayetlerin azaldığı belirtilmektedir.
Plastik cerrahi giriÅŸimleri içinde meme büyütme cerrahisi kadar hem bilimsel hem de politik tartışma yaratan baÅŸka bir giriÅŸim yoktur. Bugün Amerika BirleÅŸik Devletleri’nde 2 milyondan fazla kadında meme protezi bulunmaktadır. Bu sayı ülkemizde de giderek artmaktadır.
Meme büyütme cerrahisi aÅŸağıda belirtilen çeÅŸitli nedenlerle yapılan cerrahi bir giriÅŸimdir:
*KiÅŸisel sebeplerle memelerinin küçük olduÄŸunu düÅŸünen kadınlarda vücut hatlarını düzeltmek için,
*Gebelik sonrası meme hacmindeki kaybı düzeltmek için,
*Meme büyüklüÄŸünde simetrinin saÄŸlanması için,
*ÇeÅŸitli durumlarda memeyi yeniden oluÅŸturmak için,
*Tıbbi ya da estetik nedenlerle yerleÅŸtirilen meme implantlarının (protezlerinin) deÄŸiÅŸtirilmesi için.
Meme büyütme ameliyatlarının tarihçesi ideal protezi arama çabaları ile doludur. Bu iÅŸlemin baÅŸlangıcı meme büyütmek amacıyla lipom adı verilen yaÄŸ bezelerinin kullanıldığı 19.yüzyıl sonlarına kadar uzanmaktadır. Ancak günümüzde kimyasal olarak zararsız, kanser oluÅŸturmayan ve kolay elde edilebilir polimer bazlı protezler kullanılmaktadır. Modern meme protezleri, doÄŸada polimer zincirinin uzunluÄŸuna ve karmaşıklığına göre katı, sıvı ya da jel olarak bulunabilen polidimetil siloksandan elde edilmektedir. Silikon, silikon-karbon bazlı bu polimer ailesinin jenerik ismidir.
Meme protezleri, ÅŸekil, içerik ve yüzey yapısı açısından incelendiÄŸinde iki gruba ayrılmaktadır. Åžekline göre meme protezleri yuvarlak ve anatomik (damla) olarak ikiye ayrılırlar. Yuvarlak protezlerin yatay ve dikey taban çapları birbirine eÅŸittir. Anatomik protezlerde dikey çap, yatay çaptan biraz daha uzun olup, protezin yüksekliÄŸi alt kutupta üst kutuptan fazladır. Anatomik olarak adlandırılmasının sebebi memenin ÅŸekline daha çok benzemesinden ileri gelmektedir. İçeriÄŸine göre ise piyasada silikon jel ile dolu protezler ve fizyolojik serum, yani fizyolojik tuzlu su ile dolu protezler bulunmaktadır. Bunlarda silikondan oluÅŸan katı zarfın içinde silikon jel ya da fizyolojik serum bulunur. Yüzey yapısına bakıldığında ise protezler yüzeyi düz ve pürtüklü protezler olarak iki gruba ayrılmaktadır. Pürtüklü yüzeyli protezlerin çevresinde kapsül oluÅŸumunun düz yüzeyli olanlara göre daha az olduÄŸu saptanmıştır.
Silikon meselesi
Son 50 yıl içinde silikon ve silikon içeren çeÅŸitli protezler hakkında 2000’den fazla çalışma yayınlanmıştır. Silikon ilk kez tıbbi protez olarak hidrosefalili hastalarda uygulanan ventriküler ÅŸantlarda kullanılmıştır. Daha sonraki yıllarda kullanıma giren endotrakeal tüpler, göz içi lens protezleri, yapay kalp kapakçıkları ve doÄŸumsal eksiklikler için uygulanan yüz implantlarında da silikon bulunmaktadır. Daha ötesi, günlük olarak kullanılan şırıngalar ve intravenöz kateterlerin de içinde silikon vardır. Bugün, A.B.D.’de, meme protezleri dışında, 2 milyondan fazla hastanın vücudunda silikondan yapılmış çeÅŸitli protezler bulunmaktadır.
GeçtiÄŸimiz 20-25 yıl içinde, A.B.D.’de yazılı ve görsel basın, mahkeme avukatları, çeÅŸitli sosyal gruplar ve Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu (Food and Drug Administration, FDA) aracılığı ile silikon meme protezlerine karşı bir kampanya baÅŸlatılmış ve özellikle silikon jel meme protezlerinin birtakım romatizmal hastalıklar ve meme kanseri ile iliÅŸkisi olduÄŸu; süt veren annelerde ise zararlı olduÄŸu konusunda tartışma ortamı yaratılmıştır. Ayrıca 1992 yılında FDA, silikon jel meme protezlerinin kullanımını, meme rekonstrüksiyonu ve uzun dönemli klinik çalışmalara katılan az sayıda meme büyütme hastaları dışında yasaklamıştır. O tarihten beri yapılan çalışmalar bu iliÅŸkilerin varolmadığını birçok kez göstermiÅŸtir. En son 1999 yılında, Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi Tıp Enstitüsü tarafından yapılan 2 yıllık bir araÅŸtırmada, silikon jel protezler ile meme kanseri ve romatizmal hastalıklar arasında hiçbir iliÅŸki bulunamadığı gibi; doÄŸmamış çocuklar ve meme emen çocuklar için de bir tehlike oluÅŸturmadığı sonucuna varılmıştır. Bugün gelinen noktada FDA yasağının halen yürürlükte olmakla birlikte kalkmak üzere olduÄŸu bilinmektedir.
Meme protezlerinin meme kanseri ile iliÅŸkisi:
Silikon protezlerin meme kanserine yakalanma riskini artırıp artırmadığı ve oluÅŸan bir meme kanserinin saptanmasını gizleyip gizlemediÄŸi konusu uzun yıllardır tartışma ve merak konusudur. 1995 yılında Kanada’da 11.000 hasta üzerinde yapılan ve bugüne dek yapılmış en fazla hasta sayısına sahip bir araÅŸtırmada, meme büyütme ameliyatı uygulanmış hastalardaki meme kanseri görülme oranı, meme protezi olmayan hastalarla karşılaÅŸtırılmış ve sonuçta meme büyütme ameliyatı uygulanan hastalardaki meme kanseri görülme sıklığında genel nüfusa oranla istatistiksel olarak belirgin fark olmadığı saptanmıştır.
1999 yılında, Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi Tıp Enstitüsü tarafından yapılan araÅŸtırmada da meme protezli hastalarda ilk ya da tekrarlayan meme kanseri görülme sıklığında bir artış olmadığı görülmüÅŸtür.
Meme protezleri hakkında diÄŸer bir kuÅŸku kaynağı da, bu protezlerin mammografi sırasında x-ışınlarını engelleyerek meme kanserinin tanısını geciktirmesidir. Ancak bu konuda da yapılan çalışmalar göstermiÅŸtir ki, protezli hastlarda mammografinin etkinliÄŸi protez olmayan hastalar ile hemen hemen aynıdır. 10 yıldan uzun süredir bulunan meme protezlerinde, protezin çevresindeki kapsülün içinde ince kalsiyum tabakaları oluÅŸabilmektedir. Her ne kadar küçük lezyonları gizleme ya da kanseri taklit etme gibi durumlara yol açmadığı söylense de dikkatli olunması ve mammogramların özellikle protezli hastaların mammografisinde deneyimli radyologlar tarafından incelenmesi gerekmektedir. Ayrıca, göÄŸüs kasının altına protez yerleÅŸtirilen hastaların mammografik incelemesinde, meme bezinin altına yerleÅŸtirilen protezlere oranla daha iyi görüntü edildiÄŸi bildirilmektedir. Öte yandan, mammografi yapılamayan hastalarda, meme ultrasonografisi ve manyetik rezonans görüntüleme ile de meme dokusu incelenebilmekte ve ÅŸüpheli lezyon varsa saptanabilmektedir.
Özet olarak, meme protezli hastalarda meme kanseri geliÅŸme riskinde bir artış olmadığını söyleyebiliriz.
Meme protezlerinin hamilelik ve emzirme ile iliÅŸkisi:
1994 yılında İngiliz SaÄŸlık Bakanlığı’nın bir araÅŸtırmasına göre annedeki meme protezlerinin bebekte herhangi bir tehlike oluÅŸturmadığı bildirilmiÅŸtir. Bu çalışmanın sonucunda meme protezi olan annelerin emzirmesine engel olacak hiçbir kanıt bulunamamıştır. 1991 yılında yapılan bir çalışmada meme protezi olan annelerde, anne sütünde düÅŸük düzeylerde silikon saptanmış; ancak bu çalışmada aynı miktarda silikonun, meme protezi olsun olmasın, çalışma grubundaki tüm annelerin sütünde bulunduÄŸu ortaya çıkmıştır. Hatta 1999 yılındaki Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi Tıp Enstitüsü tarafından yapılan çalışmada inek sütü ve mama formüllerinde bile anne sütünden daha fazla miktarlarda silikon bulunduÄŸu gösterilmiÅŸtir.
Meme büyütme cerrahisi uygulanan hastalarda emzirmenin etkilenmesi ancak teknik sebeplerden olabilir. ÖrneÄŸin, memebaşı çevresinde yapılan kesilerde, meme başının alt yarısına gelen süt kanalları kesilebilir. Ancak memealtı ve koltukaltı kesilerinde böyle bir durum ile karşılaşılmadığı gibi; protezler meme altı ya da kas altı düzlemlere yerleÅŸtirildiÄŸinden ötürü meme bezine herhangi bir zarar gelmesi de söz konusu deÄŸildir.
Meme protezlerinin romatizmal hastalıklarla ilişkisi:
1988 yılında meme protezi bulunan bir hastada skleroderma rapor edilmesi ile, silikon protezlerin otoimmün hastalıklarla bir iliÅŸkisi olup olmadığı sorusu gündeme gelmiÅŸtir. Meme protezi olan bazı kadınlarda semptomları immün sistem hastalıklarından sistemik lupus eritemotozusa, romatoid artrite, sklerodermaya veya diÄŸer artrit benzeri durumlara benzer hastalıklar bildirilmiÅŸtir. İmplante silikon ve baÄŸ dokusu bozuklukları ile iliÅŸkinin varlığı literatürde mevcuttur. Bugüne kadar silikon jel ya da fizyolojik serum ile dolu protezi olan kadınlarda bu hastalıkların artış riskine iliÅŸkin bilimsel bir delil bulunmadığı gibi, bu olasılık tamamen ekarte de edilememiÅŸtir. EÄŸer nedensel bir iliÅŸki tanımlanmış olsaydı, immün ve bilinmeyen bozuklukların teorik riski düÅŸük olabilirdi. Daha önceden baÄŸ dokusu hastalığı olanlarda meme protezinin hastalık üzerine etkisi bilinmemektedir. Silikon jel dolu implantların aksine fizyolojik serum dolu olanlar tuzlu su içerir. Ancak, her ikisi de, silikon içeren lastik çepere sahiptir. Otoimmün hastalık riskininin artışı fizyolojik serum dolu olanlar için de geçerlidir. Meme protezli hastalarda anti silikon antikorlarla hastalık arasında bir iliÅŸki kanıtlanamamıştır. Son dönemde, meme protezinin ve nedbe doku kapsülünün çıkarılmasının otoimmün hastalığının önlenmesi ya da gidiÅŸinin etkilenmesi arasında baÄŸ olduÄŸuna dair yeterli bilgi yoktur. 1994 yılında hem İngiliz SaÄŸlık Bakanlığı, hem de Mayo Klinik tarafından ayrı ayrı yapılan çalışmalarda, silikon meme protezleri ile romatoid artrit, skleroderma, sistemik lupus eritematozus, Sjögren sendromu, fibromiyalji ve Raynaud hastalığı gibi baÄŸ dokusu hastalıkları arasında bir iliÅŸki saptanamamıştır. Yine Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi Tıp Enstitüsü’nün 1999 yılındaki raporuna göre bu hastalıklardan sorumlu olarak silikon protezlerin suçlanması için herhangi bir kanıt olmadığı vurgulanmıştır. 2000 yılında yayınlanan ve bu konudaki 20 ana çalışmayı inceleyen diÄŸer bir raporda da, genel olarak meme protezlerinin, özellikle de silikon jel protezlerin herhangi bir otoimmün ya da romatizmal baÄŸ doku hastalığı ile iliÅŸkilendirilmesi için hiçbir kanıt olmadığı sonucuna varılmıştır. Son dönem çalışmalarda hastaların karşılaÅŸtığı çeÅŸitli semptomlar arasından sadece otoimmün hastalıklara iliÅŸkin olanlar araÅŸtırılmıştır. Bildirilen bu semptomlardan bazıları:
*eklemde şişme ve/veya ağrı ya da artrit benzeri ağrı
*ciltte döküntü
*genel halsizlik
*hafıza problemleri, baş ağrısı
*doÄŸal olmayan saç kaybı
*kas zayıflığı ve yanma
*açıklanamayan ya da genelde gözlenmeyen enerji kaybı
*bulantı, kusma
*sık soÄŸuk algınlığı, virüs enfeksiyonu
*barsak problemleri
*ÅŸiÅŸmiÅŸ bezeler ve lenf düÄŸümleri
*ateÅŸ
Ameliyat:
Meme protezi yerleÅŸtirilmesi için elimizde 4 ayrı kesi seçeneÄŸi bulunmaktadır. Bunlar, koltukaltı, memebaşı çevresi, memealtı ve göbek kesilerdir. Her kesinin kendine göre üstünlükleri ve zayıf noktaları vardır. En çok tercih edilenler memealtı ve memebaşı çevresi kesilerdir. Memebaşı çevresinde yapılan kesi areola adı verilen kahverengi kısmın çevresinde oldukça küçük bir yara izi ile iyileÅŸmekle birlikte teknik olarak süt kanallarının kesilmesi gerekebilir. Memealtı kesisinde ise meme bezine ve süt kanallarına hiç bir zarar gelmediÄŸi gibi; memealtı oluÄŸuna oturan belli belirsiz bir yara izi ile iyileÅŸme gerçekleÅŸir. Koltukaltı kesisinde meme üzerinde hiç bir kesi bulunmamakta ve koltukaltından giriÅŸim yapılmaktadır. Koltukaltı ve göbek kesilerinden genellikle endoskopik olarak protez yerleÅŸtirilir. Yara izleri ameliyat sonrası erken dönemde hafif kızarık olarak belirgin olsa da zaman içinde giderek solmakta ve belirsiz hale gelmektedir. Bu kesiler aracılığı ile meme bezinin ya da göÄŸüs kasının altında düzlemlerde uygun büyüklükte bir cep hazırlanmakta ve protez bu cebe yerleÅŸtirilmektedir.
Bu ameliyat genel anestezi altında yapılmaktadır. Genel anestezi hastanın tam olarak uyutulması ve solunumunun nefes borusuna yerleÅŸtirilen bir tüple anestezi ekibince denetlenmesi anlamına gelmektedir. Herhangi bir sorun yaÅŸanmaması için öncelikle bazı laboratuvar testleri yapılmaktadır. Anestezi uzmanı ameliyat öncesi hastayı deÄŸerlendirmeye alacaktır. Ameliyathanede hastanın kalp atımları ve kan oksijen seviyesi ameliyat süresince, devamlı olarak elektronik cihazlar yardımıyla takip edilmektedir. Allerji veya ilaç reaksiyonu nadiren de olsa görülmekte ve ölümcül olabilmektedir. Üstelik rutin testlerle duyarlı kiÅŸiler önceden saptanamazlar. Ancak bu istenmeyen durumlar hastane koÅŸullarında oluÅŸtuklarında, baÅŸarıyla tedavi edilebilirler ve hastaya zarar verecek bir durum olma olasılığı son derece azdır. Genel anestezi öncesi, hastanın midesi boÅŸ olacak ÅŸekilde, 6-8 saat hiçbir ÅŸey yenmemeli ve içilmemelidir.
Ameliyat sonrası da en az 4-6 saat ağızdan hiçbir ÅŸey verilmez. Bu süreler hastanın doktoru tarafından deÄŸiÅŸtirilebilir. Ameliyat 1,5-2 saat kadar sürmektedir. Ameliyat sonrası genellikle 1 saat kadar ayılma odasında izlendikten sonra, hasta odasına gönderilir. Ancak anesteziye baÄŸlı olarak bulantı ve benzeri sorunlar olursa kalış süresi uzayabilir.
Ameliyat bölgenizi saran bir takım bantlar ve bunun üzerinde göÄŸüslerinizi kavrayan sporcu sutyeni giydirilir. Ameliyattan sonra genellikle ilk saatlerde baÅŸ dönmesi, halsizlik ve bulantı görülebilir. Bu durumun giderilmesi için bazı ilaçlar kullanılacaktır. Ameliyattan sonra genellikle dördüncü saatte sulu gıda almanıza ve ayaÄŸa kalkmanıza izin verilir.
Ameliyat günü ya da ertesi gün taburcu iÅŸlemleriniz yapılarak eve gitmenize izin verilir. İlk iki gün genellikle istirahat ederek geçirilmelidir. Bu dönemde protezin kas arkasına ya da kas önüne konulmasına baÄŸlı olarak farklı ÅŸikayetleriniz olabilir. Genellikle kas arkasına konulan protezlerde kol hareketleriyle aÄŸrı artmaktadır. Bu durum ilk günlerle sınırlıdır. İlk iki günde giderek artan ödem (ÅŸiÅŸlik), üçüncü günden itibaren azalmaya baÅŸlar. Kol ve gövde rahatlar. Üçüncü ya da dördüncü günde göÄŸsünüzdeki bantlar alınır. Sadece dikiÅŸ yerlerine konulan ısıya dayanıklı bantlar bırakılır. Bunlarla duÅŸ almanıza izin verilir.
Meme protezi uygulamalarından sonra aktiviteler ilk üç hafta için kesinlikle kısıtlanmalı, bu süreden sonra yavaÅŸ yavaÅŸ artırılmalıdır. Birinci aydan önce tenis oynanmasına ve ağır sporlar yapılmasına izin verilmez. Ameliyat sonrasını takip eden 6-8 hafta içerisinde sauna, solaryum ve buhar banyosundan kaçınılmalıdır.
Giderek azalmakla birlikte aylarca sürebilen zaman zaman batma, yanma, kramp tarzında kısa süreli aÄŸrılar oluÅŸabilir. Günlük yaÅŸamı etkileyecek boyutta olmayan bu aÄŸrıların sıklıkları ve ÅŸiddetleri giderek azalır. Bu gibi durumlarda aÄŸrı kesici kullanılabilir. Tüm meme bölgesinde hissizlik-uyuÅŸma ve ödem (ÅŸiÅŸlik) oluÅŸması doÄŸaldır. Bu, genellikle geçici bir durumdur ve bunun ortadan kalkması 6-12 aya kadar uzayabilir. Bazı durumlarda 1-2 hafta içinde ortadan kalkan morluklar görülebilir. Benzer ÅŸekilde memebaşında hissizlik, aşırı hassasiyet olabilir. Ameliyat sonrası hastanın gündelik hayatına dönmesi, yapılan iÅŸlem, hastanın yara iyileÅŸmesi ve hastanın toleransına baÄŸlı olarak 10-30 gün arasında deÄŸiÅŸir.
DiÄŸer Tedavi Seçenekleri:
Meme büyütme cerrahisi isteÄŸe baÄŸlı bir cerrahi iÅŸlemdir. DiÄŸer tedavi seçenekleri arasında dışarıdan meme protezlerinin kullanımı ya da pedle desteklenmesi ya da vücudun diÄŸer bölgelerinden doku aktarımı sayılabilir.
Meme Büyütme Cerrahisinin Riskleri:
Her cerrahi iÅŸlemin belli miktarda riski mevcuttur ve önemli olan sizin meme büyütme cerrahisi ile ilgili olanları anlamanızdır. KiÅŸinin cerrahi bir giriÅŸimi tercih etmesinde giriÅŸimin risk ve faydalarının karşılaÅŸtırılması esastır. Pek çok hasta aÅŸağıdaki komplikasyonlarla karşılaÅŸmasa bile; siz hepsini plastik cerrahınızla riskleri, olası komplikasyonları ve sonuçlarını anladığınızdan emin olana kadar tartışın. Meme büyütme cerrahisi düÅŸünen kiÅŸilerin gelecekte olası bir düzeltme cerrahisini de göz önüne almalıdır. Meme implantları sonsuza kadar aynı formda kalamayabilir.
​
Kanama: Nadir de olsa cerrahi sırasında ya da sonrasında bir kanama ile karşılaÅŸmak olasıdır. Postoperatif kanama olduÄŸunda, biriken kanın (hematom) acil olarak boÅŸaltılması gerekebilir. Ameliyattan on gün öncesinden baÅŸlayarak aspirin ya da aÄŸrı kesici ilaçlar almayınız, çünkü bu kanama riskini arttırabilir.
​
Enfeksiyon: Bu tip bir cerrahiden sonra enfeksiyon olaÄŸan deÄŸildir, hemen ameliyat sonrası dönemde ya da implantın yerleÅŸtirilmesini takip eden dönemde gözlenebilir. Subakut ya da kronik enfeksiyonlara tanı koymak zor olabilir. Enfeksiyon geliÅŸirse tedavi, antibiyotikleri ve implantın çıkarılma olasılığını içerir ya da ek cerrahi giriÅŸim gerekebilir. Meme implantı varlığında enfeksiyonu tedavi etmek normal vücut dokularından daha zordur. Enfeksiyon antibiyotiklere cevap vermezse meme implantı çıkarılmak zorunda kalınabilir. Enfeksiyon tedavi edildikten sonra, yeni bir implant yerleÅŸtirilebilir. Vücudun baÅŸka bir yerinde var olan bir bakteriyel enfeksiyonun protezin etrafını sarması son derece nadir olsa da ileride geçirilecek diÅŸ ya da diÄŸer cerrahi operasyonlardan önce koruyucu antibiyotik kullanılması önerilir.
​
Kapsül sertleÅŸmesi: Geç dönem komplikasyonlar içinde en iyi bilinmesi gereken komplikasyondur. Vücuda giren her yabancı cismin çevresinde doÄŸal olarak bir kapsül oluÅŸur. Ancak bu kapsül çoÄŸunlukla ince ve yumuÅŸaktır. Titiz, dikkatli bir ameliyat ve her türlü önleme raÄŸmen bir yabancı madde olması nedeniyle bu protezlere karşı vücut bazen aşırı tepki verebilir. Bu tepki protezin çevresinde giderek kalınlaÅŸan bir zarla kendini gösterir. Bazı hastalarda, meme implantı çevresinde geliÅŸen bu kapsül nedbe dokusu gibi sertleÅŸip kalınlaÅŸabilir ve memede ÅŸekil bozukluÄŸu, sertlik ve aÄŸrı oluÅŸturabilir. Bu durumda erken dönemde ya da sınırlı bir kapsül kontraktürü mevcutsa doÄŸallıktan biraz uzak, sert bir meme karşınıza çıkar. EÄŸer daha ileri evrelerde bir kapsül kontraktürü varsa memenin doÄŸallığı bozulur, hareketleri sınırlanır, sıkılmış bir portakal görünümlü bir hal alır. Erken dönemde bazı ilaçların kullanımı yararlı olabilir. Memelerin aşırı sertliÄŸi cerrahiden kısa süre sonra ya da yıllar sonra oluÅŸabilir. Genellikle %20’den az hastada hafiften ağıra deÄŸiÅŸen derecelerde gözlenir. Kapsül kontraktürü tek taraflı ya da iki taraflı olabilir ve görülme oranı zaman içinde artmaktadır. İlerlemiÅŸ kapsül kontraktürlerinde protezin çevresindeki kapsülün çıkarılması, temizlenmesi, protezin konulduÄŸu cebin geniÅŸletilmesi ve protezin deÄŸiÅŸtirilmesi gerekmektedir. Kapsül kontraktürünün kimlerde ve hangi koÅŸullarda olabileceÄŸi konusunda kesin bir bilgi yoktur.
Anaplastik Büyük Hücreli Lenfoma (Anaplastic Large Cell Lymphoma – BIA-ALCL): Son yıllarda, silikon meme protezlerinin çevresinde doÄŸal olarak oluÅŸan kapsülün içerisinde bir tür lenfoma geliÅŸme riski olduÄŸu ortaya konmuÅŸtur. MEME PROTEZİ İLE İLİŞKİLİ ANAPLASTİK BÜYÜK HÜCRELİ LENFOMA (BIA-ALCL) adı verilen bu hastalık, bir tür MEME KANSERİ DEĞİLDİR; lenf hücrelerinden kaynaklanan bir kanser türü olup, protez ameliyatından ortalama 4-8 yıl sonra ortaya çıkan, hastaların %80’inde, MEMEDE GENELLİKLE TEK TARAFTA ŞİŞLİK, AÄžRI, NADİREN DE MEMEDE KİTLE, SERTLİK, ASİMETRİ VE KIZARIKLIK gibi yakınmalarla kendini gösteren bir hastalıktır. Protezin ve çevresindeki kapsülün tamamen çıkarılmasıyla tedavi edilebilmektedir. Tanıda geç kalınmış ya da ilerlemiÅŸ hastalık durumunda kemoterapi ve/veya radyoterapi gerekebilir. Tedavi edilebilir bir hastalık olmasına raÄŸmen, ihmal edildiÄŸinde ölümle sonuçlanabilir.
​
Son bir yıl içinde Kuzey Amerika, Avrupa ve Avustralya’da saÄŸlık otoriteleri tarafından konuyla ilgili açıklamalar yapılmaktadır. Son raporlara göre, dünya üzerindeki hasta sayısı 1200 civarında.., bu hastalık nedeniyle hayatını kaybeden hasta sayısı ise 59 olarak bildirildi.. Dünya üzerinde 20 milyondan fazla silikon protez hastası olduÄŸu düÅŸünüldüÄŸünde, çok nadir görülen bir hastalık olduÄŸu görülmekle birlikte, mutlaka ciddiye alınması gereken ve estetik amaçlı ya da meme kanseri nedeniyle memesi alınarak yeni meme yapılması için silikon protez kullanılan hastaların bilgilendirilmesi ve aydınlatılması gereken bir saÄŸlık sorunudur.
​
Protez çevresinde oluÅŸan kapsülden kaynaklanan, protez çevresinde geç dönemde oluÅŸan sıvı birikimi veya kapsüle yapışık bir kitle ile kendini göstermekte olup, kapsüle sınırlı olduÄŸu sürece ve kapsülün sınırlarını aşıp, kitle haline gelmedikçe çok büyük oranda iyi seyirlidir. İmplant yüzeyinin pürtüklü olmasının ve mikroorganizmalar tarafından implant çevresinde oluÅŸturulan biyofilm tabakasının bu hastalıkta rol oynadığı düÅŸünülmektedir. Bir yıldan sonra ortaya çıkan geç sıvı birikimleri mutlaka ultrasonografi ve meme MR’ı ile deÄŸerlendirilmelidir. İmplant çevresindeki sıvı örneÄŸi alınarak sitolojik deÄŸerlendirme ile tanı koyulabilmektedir. İmplantın ve kapsülün tamamen çıkarılması kapsüle sınırlı olan BIA-ALCL’nin tedavisi için yeterli görülmektedir. Klinik gözlem ve araÅŸtırmalara göre, bu hastalık için risk faktörleri, kaba pürtüklü protezlerin kullanılması, bu protezlerin yüzeyinde bakterilerin yerleÅŸerek antibiyotiklere dirençli biyofilm tabakası oluÅŸturması ve genetik yatkınlıktır. Yayınlanan raporlarda, çeÅŸitli nedenlerle hastalığın gerçek görülme sıklığı ile ilgili rakamlara ulaÅŸmak mümkün olmamaktadır. Bu verilere göre, söz edilen risk faktörlerinden sadece birine, yani protezin cinsine dayanarak bir çıkarım yapmak doÄŸru deÄŸildir. Dünya çapında bildirilen olguların çoÄŸunluÄŸunda, kaba pürtüklü protezlerin kullanılmış olmasına raÄŸmen, bu hastalığın ince pürtüklü, düz yüzeyli ve poliüretan yüzeyli protezlerde; hatta kalça protezi, kalp pili gibi meme protezleri dışında da görülebileceÄŸi, ancak bunların çok daha düÅŸük olasılık olduÄŸu; ameliyat sırasında ameliyat bölgesine ve protez yüzeyine bakterilerin yapışmasının çok önemli bir etken olduÄŸu, bunlarla birlikte bildirilen olgularda özellikle bazı gen mutasyonlarının varlığı dikkati çekmektedir. Yani bu hastalığın, birden fazla sebebin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan bir durum olduÄŸu yönünde kanıtlar giderek artmaktadır.
​
Meme Başı ve Cilt Duyusunda DeÄŸiÅŸme: Operasyondan hemen sonra meme başı duyusunda bazı deÄŸiÅŸiklikler olması olaÄŸandır. Birkaç ay sonra çoÄŸu hastada normal duyu geri döner. Kısmi ya da kalıcı meme başı ve deri duyu kaybı nadiren geliÅŸebilir.
Deride Bırakacağı İz: Aşırı nedbeleÅŸme olaÄŸan deÄŸildir. Nadir vakalarda anormal izler oluÅŸabilir. İzler çirkin ve çevre deriden farklı renkte olabilir. Anormal nedbeleÅŸme için ameliyat sonrasında ek cerrahi giriÅŸim gerekebilir.
İmplantlar (Protezler): Meme implantları diÄŸer tıbbi cihazlara benzer biçimde baÅŸarısız olabilir. Yırtılabilir, kaçak yapabilir. Fizyolojik serumla dolu bir implanttan kaçak olduÄŸunda tuzlu su vücut tarafından emilir. Yırtık belirgin bir kaza sonrası ya da mammografi sırasında geliÅŸebilir. Cerrahi giriÅŸim sırasında da implant hasar görebilir. Hasara uÄŸramış ya da yırtılmış implantların onarılması imkânsızdır, çıkarılmaları veya deÄŸiÅŸtirilmeleri gerekir. Meme implantlarının sonsuza kadar aynı formda kalması beklenemez. İmplant materyelinden küçük parçaların yüzeyden kopup ayrılması mümkündür. Bunun önemi bilinmemektedir.
Protezin Dışarıya Çıkması: Protezin üzerinde yeterli kanlı canlı bir kaplayıcı dokunun bulunmaması ya da enfeksiyon sonucu protezin üzeri açılabilir. Radyoterapi ve steroid kullanımı sonrasında ciltte incelme geliÅŸebileceÄŸi bildirilmiÅŸtir. EÄŸer doku yıkımı olur ve protez deriden görünür hale gelirse; protezin çıkarılması gerekebilir. Sigara içimi yara iyileÅŸmesini ters yönde etkileyebilmektedir.
Mammografi: Mammografi teknisyenini proteziniz hakkında bilgilendirmeniz sonuçların daha iyi deÄŸerlendirilmesini saÄŸlayacaktır. Kapsül kontraktürü geliÅŸmiÅŸ olan hastalarda kontraktürle doÄŸru orantılı olarak görüntüleme güçlüÄŸü ve hastanın aÄŸrısı artar. Ultrasonografi, özelleÅŸmiÅŸ mammografi ve manyetik rezonans görüntüleme meme kitlelerinin saptanmasında faydalı olabilir. ÖzelleÅŸmiÅŸ mammografi teknikleri ile daha çok x- ışını gerektiÄŸinden, protezli olan kadınlar daha fazla radyasyon alırlar. Ancak, mammografi esnasında alınan x- ışını miktarı kanser riski ile kıyaslanamaz.
Ciltte Katlanma Kırışma: İmplantların görünür ve elle hissedilebilecek katlanmaları mümkündür. Bazı katlanmalar normaldir ve beklenilir. Bu bazı fizyolojik serumla dolu protezlere ve ince meme dokusuna sahip hastalarda daha belirgindir. Silikon jel ile dolu olanlar ise daha direngen yapıdadırlar. Bazı protezlerde protez kapağının hissedilmesi olasıdır. Palpe edilen kapak, kırışma ya da katlantılar tümörle karıştırılabilir; ÅŸüphe halinde ileri araÅŸtırma yapılmalıdır. Protez kendisini cilt tabakaları arasından iten güç sebebiyle meme cildi altında görünür hale gelebilir.
Kalsifikasyon: İmplantı çevreleyen nedbe dokusu içinde oluÅŸan kalsiyum depozitleri aÄŸrıya ve sertliÄŸe sebep olabilir; mamografide gözlenebilir. Bu depozitler meme kanseri bulgularından ayırt edilmelidir. EÄŸer kalsifikasyon geliÅŸirse; kalsifikasyonu ayırmak ya da incelemek için ek cerrahi giriÅŸim gerekebilir.
İmplantın Yer DeÄŸiÅŸtirmesi: Meme protezinin kötü yerleÅŸtirilmesi ya da kayması ilk yerleÅŸtirildiÄŸi andan itibaren olabileceÄŸi gibi, rahatsızlık ve meme ÅŸeklinde bozuklukla beraber geliÅŸebilir. İmplant yerleÅŸtirmesinde kullanılan zor teknikler implantın kötü yerleÅŸtirilmesi ve kayması riskini arttırabilir ve bu durumun düzeltilmesi ek cerrahi iÅŸlem gerektirebilir.
İmplant Yüzeyinin Kontaminasyonu: Cilt yağı, cerrahi örtülerin iplikçikleri ya da talk, yerleÅŸtirme sırasında implant üzerinde birikebilir. Bununla ilgili negatif bir sonuç bildirilmemiÅŸtir.
Meme Protezlerinin Çıkarılması/DeÄŸiÅŸtirilmesi: Gelecekte meme protezinin ve çevre nedbe doku zarfının çıkarılması ya da deÄŸiÅŸtirilmesi cerrahi bir giriÅŸim olup riskleri ve potansiyel komplikasyonları vardır.
Anestezi: Hem lokal hem genel anestezi risk taşır. Tüm cerrahi anestezi ve sedasyon iÅŸlemlerinde en basitten ölüme kadar istenmeyen durumların görülme olasılığı vardır. AkciÄŸerlerinizde küçük alanlarda kapanma görülebilir. Bu durum, akciÄŸer enfeksiyonu riskini artırır. Antibiyotik kullanımı ve solunum fizyoterapisi gerekebilir. Bacaklarda kan pıhtılaÅŸması sonucu ÅŸiÅŸme ve aÄŸrı olabilir. Bu pıhtılar nadiren bulunduÄŸu yerden ayrılıp kan dolaşımıyla akciÄŸerlerinize gidip ölüme varan sonuçlara neden olabilir. İşlem sırasında kalp krizi/felç ya da ölüm görülebilir. ÅžiÅŸman hastalarda ve/veya sigara içenlerde yara yeri ve solunum yolları enfeksiyonları, kalp ve akciÄŸer sorunları ve damar içi pıhtılaÅŸma görülebilir.
GöÄŸüs Duvarı Deformitesi: GöÄŸüs duvarı deformitesi doku geniÅŸletici ve meme protezi kullanımına ikincil bildirilmiÅŸtir. Bunun belirgin bir nedeni yoktur.
Alışık Olunmayan Etkinlikler ve Meslek: Meme travması olan aktivite ve mesleklerde potansiyel hasar görme riski ya da kanama görülebilir.
Allerjik Reaksiyonlar: Nadir vakalarda kullanılan bantlara, dikiÅŸ malzemelerine ya da sürülen kremlere lokal allerjik tepkiler bildirilmiÅŸtir. Daha ciddi sistemik tepkiler cerrahi iÅŸlem sırasında kullanılan ya da sonrasında reçete edilen ilaçlarla geliÅŸebilir. Allerjik tepkiler ek tedavi gerektirebilir.
Seroma: Travma, aşırı egzersiz ve cerrahiyi takiben implant etrafında sıvı toplanabilir. Sıvının drenajı için ek tedavi gerekebilir.
Uzun Dönem Etkiler: YaÅŸlanma, kilo alımı veya kaybı, gebelik ya da meme büyütme cerrahisi ile ilgili olmayan diÄŸer durumlar sonucu meme ÅŸeklinde deÄŸiÅŸiklikler oluÅŸabilir. Normal bir sonuç olarak memeler sarkabilir.
Tromboze Damarlar: Tromboze toplardamarlar; kabloya benzer sertlikte, nadiren meme etrafında gelişirler ve tıbbi ya da cerrahi tedavi gerektirmeksizin kaybolurlar.
Toksik Åžok Sendromu: Bu durum meme büyütme ve yeniden oluÅŸturma ya da silikon implantlarla doku geniÅŸletilmesini takiben görülen oldukça nadir bir komplikasyondur.
Tatmin Edici Olmayan Sonuçlar: GeçirdiÄŸiniz cerrahi iÅŸlemin sonuçları ile ilgili olarak hayal kırıklığına uÄŸrayabilirsiniz. Cerrahi sonrasında protez yerleÅŸiminde meme ÅŸeklinde ve geniÅŸliÄŸinde asimetri olabilir. Tatmin edici olmayan cerrahi nedbe ya da yer deÄŸiÅŸimi geliÅŸebilir. Cerrahiyi takiben aÄŸrı olabilir. Sonuçların düzeltilmesi için ek cerrahi giriÅŸim gerekebilir.